Hanzala Yüzünü Dön Bana

Be8ODPUCYAAzNqI

Başını kaldırım taşına yaslama bebeğim  üşürsün,

Dokunamadan merhamete büyürsün.

Kaldırım taşı soğuktur bebeğim,

Yüzündeki acıyı sükutla süsleyeyim.

Taşa dönmüş yüreklerden daha mı çok ısıtırdı seni kaldırım?

Susmayalım, susmayalım, susmalıyım.

Kan değil gördüklerin,  kırmızı  sadece

Annen mi? Mahşere değin  uyumuş öylece.

Baban da işe gider gibi gitmiş Allah’a

Üzülme, ahirette onunla erersin felaha.

Evcilik oynuyormuş dünya, ondan senin başına yıkılmış

Zalimler cehennemi istemiş, canları sıkılmış.

 

Yüreğinde dinmeyen ateş, zalimin ebedî ateşini tutuşturur,

Arş-ı alayı titreten ahının hesabı elbet sorulur.

Sen kurumuş vicdanlarımıza muhtaç değilsin

Sana merhamet etmeyen, Rahim’in huzuruna hangi yüzle eğilsin?

Öyle bir ateşsin ki vicdanlarda, tutuşmadan söndün,

Sırtını bize, yüzünü Allah’a mı döndün?

Sabahları hiç aydınlık değil dünyanın

Sıcak ekmek yerine kan kokuyor, tadı kaçtı sofraların

Bahçede neşeyle koşan çocuklar da

Cesetlerini arıyor babalarının.

Duydukların ninni değil, bomba biliyorum,

Yine de huzurla uyumanı diliyorum.

Sen başını kaldırıma yasla da uyu bebeğim

Ben de yetisini kaybetmiş vicdanımla  uyumaya gideyim.

yine de

Yanında olsam basardım seni bağrıma,

Belki çare olurdun vicdan ağrıma.

 

 

 

 

 

İstanbul Yaşanır

Güneş ufku zorladığında kuşlar telaşlanır,

Milyonlarca adım aynı anda hızlanır,

Boğazın eşsiz güzelliğinde iki kıta  nazlanır,

İstanbul’da yaşanmaz, İstanbul yaşanır.

 

Kucağında nice sevdalar taşır

Mecnun Leyla’sına o’nda varır

Gecesi günaha, gündüzü tövbeye hazır

İstanbul’da yaşanmaz, İstanbul yaşanır.

 

İlham olur, şair yüreğinde barınır

Şiir olur, dillere dolanır

Kelimelerle gönüllere kazınır

İstanbul’da yaşanmaz, İstanbul yaşanır.

 

Tarihi bugüne  sevdayla yaslanır

Tenha sokakları gözyaşıyla ıslanır

Meskunu bu şehrin, aşkla yaşlanır

İstanbul’da yaşanmaz, İstanbul yaşanır.